Niçin Dünya’ya Püskürtüyorlar? Chemtrails Belgeseli!

0
7712

Tüm Dünya da insanlar, gezegenimizde büyük iklim değişiklikleri yaşanmakta olduğunu idrak etmeye başladılar. Bu insanlar ayrıca, Dünya da milyonlarca kişiyi chemtrail/yeryüzü mühendisliği programlarının varlığına ikna etmiş olan, ardların da uzun süre hava da asılı kalan izler bırakan uçakları da fark etmeye başladılar.

Uçakların bıraktığı bu izler ile yaşadığımız kötü hava koşullarının bir ilgisi olabilir mi? Bu zararlı programların yürütülmesiyle ilintili pekçok farklı ajanda olsa da, bugün artık yeryüzü mühendisliğinin hava durumunu kontrol etmek de kullanılabileceğine dair hayli fazla kanıt bulunmakta. Bu belgesel ile, gökyüzüne püskürtülen aerosollerin, diğer bazı teknolojilerin de yardımıyla nasıl havamızı kontrol etmede kullanıldığını öğreneceksiniz.

Yeryüzü mühendisleri her ne kadar modellerinin salt global ısınma tehlikesini hafifletmek için hazırlandığını savunsalar da; bugün artık bu modellerin, hava durumu kontrolünün belli bazı şirketlere Dünya’nın doğal sistemleri üzerinde sağladığı kozlar vasıtasıyla az sayı da ki birkaç kişinin eline çok büyük miktarlar da maddi ve politik güç geçmesini sağlamakta kullanıldığı aşikardır. Tabii bu yapılırken de, yeryüzünde yaşayan her canlının yaşam hakkı gasp edilmektedir.

Belgesel de, chemtrail / yeryüzü mühendisliği (hava durumu kontrolü) ile ilintili pekçok ajandadan bir tanesi mercek altına alınmıştır.

Çocuklar : Büyüyünce sanatçı veya öğretmen olmak istiyorum. Doğası bol bir Dünya da yaşamak istiyorum; doğayı çok seviyorum.

DANE WIGINGTON (Güneş Enerjisi Uzmanı/İklim Araştırmacısı): Aldıkları her nefesin bu metallerle yüklü olduğunu bile bile çocuklarımın gözünün içine bakar da bu konuyu nasıl aydınlatmaya çalışmam? Sonunda vardığım sonuç şu: Şu an da Dünya üzerinde nefes alan, yaşayan tüm canlılar için; nükleer felaketi saymazsak ‘global iklim mühendisliği’nden daha mühim ve aciliyetle ele alınması gereken bir tehlike daha yok.

YAPIMCI: İklim mühendisliği, Dünya ikliminin yapay yollarla değiştirilmesi olarak tanımlanıyor.

Görüntüye gelen iklim mühendisliği teknikleri:

  • Stratosferin aerosollenmesi
  • Denizler de demir fertilizasyonu
  • Dünya yörüngesine yerleştirilen dev reflektörler/yansıtıcılar
  • Ozon tabakasını kurtarmak için kullanılan kimyasallar
  • Ağaçlandırma
  • Yapay bulutlandırma (cloud seeding)
  • Genetiği değiştirilmiş tarım ürünleri

İklim mühendisleri, yeryüzünün ısınması engellemek adına atmosfere 10 ila 20 milyon ton dolayında toksik alüminyum ve başka maddeler püskürtülmesini öneriyorlar.

Uluslararası düzeyde isim sahibi iklim mühendislerinin (geoengineer) yakın zamanda katıldıkları bir konferanstaki görüşleri geliyor görüntüye:

KEN CALDEIRA (İklim Mühendisi): 

Diyelim ki hava durumunu biraz iyileştirmek adına yeryüzü mühendisliğini devreye soktuk. Bunu yaparken muson sistemlerinde hasara yol açacağız, koca kasırgalar oluşacak. Global çapta ki araştırmalar yağış sistemlerinin bu çalışmalardan payını alacağını gösteriyor; bu, bölgesel tarım faaliyetlerinde yıllarca sürecek geniş çaplı tahribat, kesinti demektir. Bu tip müdahaleler potansiyel olarak 2 milyar insanın yiyecek bulamamasına neden olabilir.

Aerosoller (uçaklardan atılan chemtrail içeriği), en azından bu simülasyon modellerine göre çoğu zaman çoğu yer de, gerek yağış alımı gerekse yağış fazlasına bağlı taşkınlar olsun, bu tip iklim değişikliğinin gidişatını büyük ölçüde değiştirme kapasitesine sahip gözükse de, bunun sonucunda Dünya’nın bazı yerlerinde de belirli ölçüde zarara sebep olacağı düşünülmekte.

DAVID KEITH (Dünyaca ünlü İklim Mühendisi): 

Şimdi bu iki farklı iklim mühendisliği tipi arasında ki farkı elimden geldiğince netleştirmeye çalışayım. Bunlardan ilkinde, ki adına ‘solar radyasyon yönetimi’ diyoruz; fikir şudur:

Atmosfere güneş ışınlarını yansıtıcı özellikte partiküller koymak suretiyle veya başka araçlarla Dünya’nın yansıtıcı özelliğini arttırır, Dünyayı daha “beyaz” hale getirerek genel mana da soğutucu etki sağlarsınız.

KEN CALDEIRA: Yalnız bana kalırsa, iklim modellemelerinden edindiğimiz ilk bilgiler, evet, güneş ışınlarının Dünya’ya ulaşmayacak şekilde yansıtılması çoğu durumda çoğu yerde, halihazır da yaşanmakta olan iklim değişikliği gidişatını değiştirir gözüküyor. Ama Dünya üzerinde bazı yerler de bu uygulamayla zarar görecektir.

DAVID KEITH: Bu iş için daha ziyade sülfürü düşünüyoruz. Ancak alüminyumu düşünmek için de geçerli nedenler yok değil. İlk olarak mesela stratosferdeki alüminyumun çevreye etkileri konusu çok çalışılmış gözüküyor. Ta 70’li yıllara dayanan ve alüminyumun stratosferdeki yansıtıcı ve ozon yok edici özelliklerini araştıran pekçok çalışma var.

Alüminyumoksit Aerosolleri’nin Staratosferdeki Ozon Kaybına Etkisi ve bu çalışmalar alüminyumun işe yarayabileceğini gösteriyor bize. Gayet basit; bir jet uçağı yeterli. Alüminyum buharını dışarı püskürtürsün, hava da bu oksitlenir ve gayet kaliteli alüminyum partikülleri elde etmiş olursun. Böyle bir şeyin yapılması prensipte kesinlikle mümkün.

YAPIMCI: “What in the world are they spraying?” videomuzdan sonra dünyanın dört köşesinden yüzlerce insan yağmur numunesi testi yaptırmaya başladı. Buldukları şey, (Welsbachseeding adlı patentin içeriğini de oluşturan) alüminyum, baryum ve strontiyum kimyasalları.

FRANCIS MANGELS (ABD Tarım Bakanlığı Biyoloğu; 35 sene ABD Tarım Bakanlığı’na bağlı Toprak Muhafaza ve Orman Hizmetleri ile Doğal Yaşam Biyolojisi bölümlerinde çalışmış; Ormancılık bölümü mezunu ve Zooloji yüksek lisansı var):

Geoengineering (yeryüzü mühendisliği/iklim mühendisliği olarak geçiyor) çalışmaları 1970’lerden beri eski Sovyetler Birliği (1970’lerde iyonosfer ısıtıcılarıyla ilk çalışmalara başladıklarında Amerika’da Miami’ye tarihinde ilk defa kar yağıyor) başta olmak üzere, Çin (Çinli yetkililer açıkça söylüyorlar geoengineering çalışmaları yaptıklarını; kuraklığı önlemek için suni kar yağdırılıyor ve fakat kontrolden çıkınca Pekin’de 1 milyar dolarlık maddi zarar oluşuyor) ve Amerika‘da (NASA’nın patentleri var) uygulanıyor. Yalnız Amerika’da devlet (savunma bakanlığı) ve çeşitli özel şirketler adına hava sistemleri değiştirme (“weather modification”) alanında alınmış 160’tan fazla patent var.

NASA’nın patentlerinde biri: “Ice Nucleation for Weather Modification”; yağmur fırtınalarını suni olarak kar fırtınasına dönüştürme anlamına geliyor.

Amerika’da ‘General Electics’ (GE) firması iklim mühendisliği early cloud seeding//yapay bulutlandırma) çalışmalarında bulunuyor. Ancak şirket avukatları oluşacak hava değişikliği nedeniyle kendilerine civar eyaletler de yaşayanlarca dava açıldığı takdirde iflas noktasına gelebilecekleri düşüncesiyle teknolojiyi savunma bakanlığına devrediyor. Şirket avukatları artık yalnızca danışman rolünü yürütüyor. İstenilen hava koşulunu önerebiliyor ve bazı hava hareketlerinin tasarımını yapabiliyorlar, ancak uçaktan herhangi bir şey atılması aşamasında yoklar. Sorumluluk Devlette.

Özetle, özel kişi ve kuruluşlar (Monsanto başta olmak üzere) ne zaman nerede nasıl bir hava istiyorlarsa devletle koordineli olarak bunu sağlıyabiliyorlar. Ancak hukuki sorumluluk almamak için teknoloji ve uygulama safhasına karışmıyorlar.

Amerika ve diğer devletler 1977 ENMOD Anlaşması (Wikipedia’dan “Environmental Modification Convention, 1977” olarak bakılabilir) uyarınca hava sistemleri modifikasyonunu, özellikle bir savaş aracı olarak kullanılmayacağını taahhüt ediyorlar. Bu çevre anlaşması ülkelere yurtiçi uygulamalar da tam serbestlik tanıyor; ancak siz yerkürenin bir bölümünde havayı ve çevreyi manipüle etmeye başladığınız takdirde hava sistemleri sizin politik ülke sınırlarınızı haliyle tanımıyor. İşin içine artık jeofizik giriyor bu manipülasyonların etkisi küresel boyutta oluyor. Uzmanlar, ülkelerin kendi sınırları içinde istediklerini yapmasını sağlayan bu istisnaların bir an evvel kaldırılması gerektiğini söylüyor.

Uygulama da Olan İklim Mühendisliği Teknikleri:

  • Stratosferin aerosollenmesi (solar radyasyon yönetimi)
  • HAARP (İyonosfer Isıtıcı Program) ve radyo frekansı (RF) sistemleri
  • Denizler de demir fertilizasyonu
  • Dünya yörüngesine yerleştirilen dev reflektörler/yansıtıcılar
  • Ozon tabakasını kurtarmak için kullanılan kimyasallar
  • Ağaçlandırma
  • Yapay bulutlandırma (cloud seeding)
  • Genetiği alüminyuma dayanıklı olacak şekilde değiştirilmiş bitki örtüsü, tarım ürünleri geliştirilmesi

Solar Radyasyon Yönetimi:

Atmosfere güneş ışınlarını yansıtıcı özellikte partiküller koymak suretiyle veya başka araçlarla dünyanın yansıtıcı özelliğini arttırma, dünyayı daha “beyaz” hale getirerek genel manada soğutucu etki sağlama girişimi. Askeri ve ticari uçaklarla gökyüzüne alüminyum, baryum, strantiyum partikülleri bu kapsamda püskürtülüyor. Yerel hava olaylarını, aerosolleri oluşturan parçacıklar çeşitli radyo frekans veya RF enerjisi (radar, mikrodalga, HAARP) ile boyanmak suretiyle istenilen şekilde değiştirmek mümkün. Kuvvetli rüzgar akımları (jet stream) bu spreylemelerle kesilebiliyor ve yönlendirilebiliyor; atmosferin bir noktasında küçük bir spreyleme ile yeryüzünün bir başka yerinde fırtına/kasırga gibi şiddetli ve sonuçları tahmin edilemeyen hava sistemleri oluşturmak mümkün ve bu yapılıyor.

Kimyasal Püskürtmeler de kullanılanlardan bazıları:

  • Alüminyumoksit
  • Baryum tuzları
  • Strontiyum
  • Bakır sülfatı
  • Potasyum iodür ve diğerleri…

Bu maddelerin her biri havada ki nemle değişik oranlarda tepkimeye giriyor. Aluminyumoksitin nemi havadan ayrıştırma/çekme özelliği var. Mikroskopik ölçü de ki ve eşit boy da ki aluminyumoksit nanopartiküllerinin hava da ki nemi çekip, kendi üzerinde toplayıcı etkisi var; bu bir nevi nükleasyon işlemi, yani nem bu partiküller üzerinde yoğunlaşıyor. Hava da ki nemin toplanıp istenilen alana herhangi bir tip yağış olarak yönlendirilmesi olarak da düşünülebilir.

İklim mühendisleri bu nükleasyon işlemini “yapay bulutlandırma” (cloud seeding) çalışmalarında kullandıklarını açıklıyorlar.

Verdikleri rasyonalizayon şu:

Yapay bulutlandırma yaratarak güneş ışınlarının uzaya normal de olacağından biraz daha fazla oranda yansıtılmasını sağlamak. Böylelikle yeryüzüne daha az ışın ulaşmasını sağlayarak küresel ısınmayı engellemek. Bu aerosol partükülleri de iklim mühendislerine göre bulut içinde su taneciği oluşturma nüveleri (cloud condensation nuclei) olarak işlev görüyor.

Aynı yapımcının ilk videosu, “What in the world are they spraying?”den sonra Dünya’nın dört bir yanında yaptırılmaya başlanan yağmur ve kar suyu analizlerinde son 5 yılda alüminyum oranlarının %50,000 arttığı saptanıyor.

Alüminyumoksit, ozon tabakasındaki tahrip gücü, yansıtıcı özelliğinin yüksek olması ve sülfüre göre ucuz olması nedeniyle tercih ediliyor.

Son 5-6 yılda özellikle alüminyumun etkileri doğaya ve insanlara şu şekilde yansıyor:

Ağaçlar ve bitki örtüsü açıklanamayan bir şekilde ölmeye başlıyor.

Orman toprağının normalde 5.6 olan pH değeri 10-12 kat daha fazla alkali (6.8) hale geliyor ekosistem tümüyle bundan etkileniyor; bitki ve hayvan türleri normalin kat be kat üstünde yok olmaya başlıyor.

Temiz, mavi gökyüzü görmek neredeyse imkansız hale geliyor, spreyleme sonucu sürekli beyaz bir pus kaplı gökyüzü (bu tabakanın yansıtıcı etkisiyle güneş ışınlarının yeryüzüne inmesi engelleniyor)

Bir iki onyıl öncesine göre %20 oranında daha az güneş ışığı ulaşıyor yeryüzüne (global dimming)

Pekçok bilimsel çalışmada alüminyumla ilişkilendirilmiş astım, dikkat eksikliği (ADD), Alzheimer’s, otizm gibi hastalık oranlarında artış; Amerika’da son 6 yılda solunum yolu hastalıklarından ölüm vakaları, toplam ölüm oranları arasında 8.’likten 3. sıraya yerleşiyor.

HAARP / İyonosfer Isıtma Programı:

Hava sistemleri kontrolünde uygulanan çok çeşitli tekniklerden yalnızca biri. Etkili olabilmesi için Chemtrail’lere ihtiyacı yok ancak havaya salınan yansıtıcı özellikte ki bu partikül halindeki kimyasallar bir iletken gibi kullanılıp HAARP’ın etkisi arttırılabiliyor.

Alaska’daki HAARP sistemi yüksek frekansta radyo sinyali yayınlayabilen, herbiri 22 metre boyunda ve her yöne uzanan 18 metrelik kollarıyla toplam 180 adet antenden oluşuyor. HAARP’la amaçlanan, radyo frekans enerjisini dağılmayacak şekilde tek bir noktaya odaklayabilmek ve oldukça spesifik şekillerde bu odaklanmış enerjiyi manipüle edebilmek.

HAARP teknolojisi ile atmosferin 50 kilometre çapındaki bir alanını ısıtabiliyorsunuz. Isınan hava genleşerek atmosferin üst tabakalarına yükseliyor. Koca bir kolon halinde yükselen bu ısınmış havanın boşattığı yeri atmosferin alt tabakasında ki hava dolduyor; yani sonuç olarak oldukça geniş bir alandaki hava basınç sistemini değiştirmiş yani hava durumunu değiştirmiş oluyorsunuz. Kuvvetli hava akımlarının (fırtınaların) da yolu ve yönü bu sistemle değiştirilebiliyor ve yönlendirilebiliyor.

İlk defa 1970’lerde Sovyetler Birliği tarafından kullanılmaya başlıyor.

İklim mühendisleri modellerinin dünyanın soğutulması için olduğunu söylese ve 20 milyon ton kimyasal kullanımını yansıtıcı özeliklerinden dolayı haklı göstermeye çalışsa da, yapılan bilimsel çalışmalarda aynı kimyasalların geceleri bir örtü görevi görerek ısıyı yeryüzüne hapsetmesinden dolayı aslında küresel ısınmayı arttıracağı gösteriliyor. Ayrıca, diyelim ki güneş ışınlarının halihazırda ısıtmış olduğu bir alan üzerine havadan aerosol spreyliyorsunuz. Aerosol parçacıkları ışınları ve ısıyı her iki yöne de yansıtacak, güneş ışınlarını dışarı yansıttığı gibi aynı zamanda altta oluşmuş ısıyı da içeri hapsedecektir. Bu da atmosfere yakın alanda daha fazla ısınmaya yol açacak, hatta küresel ısınma problemini de ağırlaştıracaktır.

Peki, küresel ısınma sorununu çözmek için değilse, o zaman bu spreylemedeki asıl amaç ne? Hava ve Yağış Sistemleri Kontrolü (Weather Modification)

1900’ler de hava da ki nem oranını etkileyecek maddelerin (aerosol) varlığı keşfediliyor. Nem ve müteakip yağışın lokasyonunun belirlenebileceği fark ediliyor.

Amerika’da 1940’lardan beri resmi olarak hava modifikasyonu gündemde. Hava ve yağış sistemlerini kontrol ettiğiniz takdirde mikro ve makro ölçekte su ve tarımcılığı kontrol edebilir, borsada ağır hava koşullarından inanılmaz paralar kazanabilir ve hava kontrolünü düşman ülkelerin askeri gücünü çökertme ve halkını yaratılan kıtlıklar ve susuzluk sorunları ile demorilize edip ayaklandırabilirsiniz.

Kapsamı:

Yağmur, kar yağışı geliştirme (istenilen zamanda istenilen bölge de, normalin dışında sıcaklıklarda yağmur, dolu ve kar yağdırabilme)

Kasırga kontrolü (ABD’de 1960 ve 70’lerde uygulanmaya başlıyor, örn. “Project Stormfury”)

Tarım ürünleri kontrolü; abiyotik stres; gıda sektörünün ele geçirilmesi planları (yaratılan kuraklık ve/veya sel baskınlarıyla, genetiği değiştirilmiş tohum kullanılmadığı takdirde ürün almayı imkansız hale getirerek küçük çiftçilerin iflasına ve topraklarının satışına yol açan uygulamalar)

Hava koşullarının askeri güce katkı sağlayacak (force multiplier) şekilde manipüle edilmesi çalışmaları,

Askeriye de Hava Sistemi Kontrolünün Stratejik Önemi:

Savaş ve Hava Durumu birbiriyle yakından alakalı. Rusya içlerine sefer düzenleyen Napolyon veya Hitler’e kadar generallerin hava koşullarını kontrol etme ve askeri açıdan avantaja dönüştürme istekleri olmuş. Çevre koşullarının manipülasyonu bu manada kullanılabilecek en etkili gizli savaş yöntemi; tarım faaliyetlerini bitirebilir. Ülke Halkın da huzursuzluk ve memnuniyetsizlik yaratarak Devlete karşı ayaklandırabilirsiniz.

Amerikan Deniz Kuvvetleri‘nce yayımlanmış makale:

“İnsan Eliyle Oluşturulacak Kuraklık ve Su Baskınları ile Ülke Ekonomisini Sekteye Uğratma” (“Disrupt Economies” with Man-Made Floods, Droughts)

ABD Patent Ofisi tarafından özel bir şirkete verilen patent: “Hava Koşulları Kontrol Prosesi” (Prosess for Controlling the Weather)

ABD Hava Kuvvetleri‘ne sunulan rapor: “Askeri Güç Katlayıcısı olarak Hava Koşulları: Havanın 2025’e kadar Ele Geçirilmesi” – (Weather as a Force Multiplier: Owning the Weather in 2025)
1996’da çıkan bir haber: “1957 yılında Devlet başkanlığına bağlı hava kontrolü danışma konseyi hava modifikasyonun askeri potansiyelini resmen tanımış ve raporlarında hava kontrolünün atom bombasından daha etkili bir silah haline gelebileceği uyarısında bulunmuştur.”

Yani Devlet için hava kontrolünün amacı tam da bu: savaş alanının çevresel koşullarını hakimiyet altına almak. Örnek olarak Irak’ın işgalinde ülke tarihinde eşi benzeri görülmemiş kum fırtınalarının oluşması ve Amerikan Deniz Kuvvetleri askerlerinin bu kum fırtınalarına karşı önceden eğitilmeleri veriliyor. Ayrca Afrika’daki istenmeyen diktatörlerin ülkelerinde yaşanan kuraklık ve sel baskınlarından da bahsediliyor.

Amerikan Hava Kuvvetleri şu an da her tür hava koşulunda uçacak (“all-weather capable”) savaş uçakları geliştiriyor. Havayı kotrol ettiğin takdirde, düşman ülkenin savaş unsurlarını etkisiz hale getirecek tipte hava koşullarını oluşturup, kendi üstün teknolojinle doğrudan askeri üstünlük sağlayabilir ve düşman gücünü etkisiz hale geitirip yok edebilirsin.

Resmi Belge:

Hava Modifikasyonu, Test Aşamasındaki Teknoloji Sempozyumu, ’97, B Oturumu: Gelişmiş Silah/Enstrümentasyon Teknolojileri, John Hopkins Üniversitesi / Uygulamalı Fizik Laboratuvarı” – (Weather Modification, Test Technology Symposium ’97, Session B: Advanced Weapon/Instrumentation Technologies)

John Hopkins Üniversitesince hazırlanmış raporun, 2025 yılı itibariyle elde edilmiş olunacak potansiyel hava modifikasyon tekniklerine yer verilen kısmı:

Düşman Gücü Zayıflatma

YAĞIŞ GELİŞTİRME

  • İletişim hatlarını su bastırma
  • PGM/Recce etkinliğini düşürme
  • Konfor düzeyi/moral bozma

 

FIRTINA GELİŞTİRME

  • Sistem ve operasyonları işlemez hale getirme

 

YAĞIŞ ENGELLEME

  • İçme suyu/temiz su kaynaklarını kurutma
  • Kuraklık yaratma

 

UZAY HAVASI

  • İletişim sistemleri/radar bozma
  • Uzay uydu sistemlerini çalışmaz hale getirme/yok etme

 

SİS VE BULUT KALDIRIMI

  • Gizlenme olanağını ortadan kaldırma
  • PGM/Recce sistemlerine karşı savunmasız bırakma

 

Dost Gücünü Arttırma

YAĞIŞ ENGELLEME

  • LOC iyileştirme/sağlama
  • Görüş netliği sağlama/mesafesini arttırma
  • Yüksek konfor ve moral düzeyi sağlama

 

FIRTINA MODİFİKASYONU

  • Savaş alanının neresi olacağına karar verme

 

UZAY HAVASI

  • İletişim sistemleri güvenilirliğini artırma
  • Düşman iletişim sistemlerini kesintiye uğratma
  • Uzay sistemlerini daha iyi kullanılır hale getirme

 

SİS VE BULUT OLUŞTURMA

  • Kamuflaj arttırma

 

SİS VE BULUT ORTADAN KALDIRMA

  • Hava sahası operasyonlarına olanak sağlama
  • PGM etkinliği sağlama
  • Düşman sistemlerine karşı savunma olanağı sağlama

 

Batı tarihi ayrıca su hakları ve hatta su savaşları örnekleri ile dolu. Hava şartlarında yapılan değişikliklerle insanların başının üzerinde ki havadaki nemi bu sistemlerle ele geçirip yağış sistemlerini kullanma da bir nevi su savaşı olarak değerlendirilebilir. İklim mühendisleri, kontrolden çıkmış uygulamaların insanlığın yiyecek güvenliğini tehlikeye atabileceğini ve potansiyel olarak dünyada 2 milyar insanın açlık ve susuzlukla karşılaşabileceğini belirtiyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here