Generaller tarafından kontrol edilmek istenmiştir: Bu ister Moskovoya ilerleyen Napolyon olsun, ister Rusya seferindeki Hitler olsun, ya da stratejik avantajı için kullanmak üzere tayfunları anlamaya çalışan kendi Pasifik filomuz olsun.

Savaş ve hava şartları çok yakın bir bağa sahiptir. Ve bu bağ; 1812 yılından beri, belki de daha öncesinden beri var.

Hannibal, Alp’lerde kar ile savaşmıştı. Yani hava şartları ve savaşın etkileşiminin uzun bir geçmişi var. Çevresel manipulasyon, savaş bölgesinin üstünü örtmek için mutlak yöntem gibidir. Çünkü yiyecek üretimini tam anlamıyla durdurabilirsiniz.


↓ Youtube'dan Takip Etmek İçin Lütfen Kanalımıza ABONE OLUN


Bir Ülke’de, Halk’ın kendi hükümetine karşı ayaklanacakları bir durum yaratabilirsiniz. Sonra ortalığı temizlemeniz için davet edilirsiniz.

2025 itibariyle hava şartlarının sahibi olma sorunu” Bu bir askeri yayın.

Sanırım, 1994 – 95’lere kadar uzandığını gördük. Fakat bu ilk raporlara dönüp baktığınızda, soruyorsunuz, amaç neydi?

Amaç tam olarak şudur: Savaş bölgesinin çevresini kontrol etmek. Çevresel faktörler size mutlak bir avantaj sağlıyor. Henüz ilk kurşunu sıkmadan önce düşmanı zayıflatabilirseniz savaşı bile kazanabilirsiniz.

Irak’ı işgal ederken olağanüstü kum fırtınalarının çıkması olabilir ya da memnun olmadığınız bir diktatörü kuraklık ya da sele boğmak istiyorsunuz, iniş esnasında görüşü engellemek istiyorsunuz ya da geleceğin pazalarında para kazanmak istiyorsunuz.

2025 itibirayle hava şartlarına sahip olma, kuvvetinizi katlamak için kullanmak. Ve daha önce de söylediğim gibi siz eğer hava sisteminin nereye gittiğini ve o sistemin ne kadar şiddetli olduğunu kontrol edebilirseniz başka şeyler de yapabilirsiniz.

Son zamanlarda duymuşsunuzdur; geliştirdiğimiz birçok hava aracı için “her türlü hava şartına uygun” diyorlar. Yani hava şartları ne olursa olsun uçabiliyorlar. Çok kötü hava şartlarında dahi düşmanı hedefleyip vurabiliyorlar. Ve bunların hepsini çıkarlarınız için kullanabilirsiniz, tabi hava şartlarını kontrol edebiliyorsanız; mesela korkunç bir fırtına çıkabilir, düşman için kara harekatı imkansız olmasa da zorlaştırılabilir ya da sizinki gibi gelişmiş hava araçları yoksa eğer uçuşlar engellenebilir.

Hava şartlarını yaratarak ya da kullanarak, başlığın vurguladığı gibi bir kuvvet artırıcı olarak kullanarak düşmana karşı avantaj sağlayabilir, üstünlük elde edebilirsiniz.

Hava Kuvvetlerinin ideallerinden biri her türlü hava koşuluna dayanıklı olmak ya da pilotların sağ salim dönüşünü sağlamak ve hava şartlarını düşmana karşı “dış açı” olarak kullanmak; kendi hava alanlarını buzdan, sisten, kötü havalardan arındırmaktır.

Burada ki fikir şudur: Biz uçarken onlar uçamazsa bu harika bir askeri üstünlüktür.

Kasırgalar üzerine araştırma çalışmaları da vardı. Biliminsanları kasırgaların davranışlarını gerçekten merak ediyorlardı fakat askeri patronları da kasırgaları nasıl yönetip bir silah gibi belirli yönlere yöneltebilecekleri ile ilgileniyorlardı.

Bu jet rüzgarı boydan boya hareket ediyor, 80 km kuzey ve sonra 120 km doğuya yöneliyor sonra tekrar güneye geliyor ve benzer şekilde devam ediyor.

Alaska’da jet rüzgarlarındaki bu keskin rota değişikliği ile fırtına sistemlerini Teksas’ın merkezinden çıkarıp Florida’nın merkezine taşıdılar. Burada, Orlando’nun ortasında birkaç kasırga çıkardılar ki ülkenin bu bölümünde çok nadir görülürdü. Ve böylece insanlar bu olayı bu durumu hatırlıyorlar. Fakat bir jet rüzgarları açısından Alaska’daki bu küçük değişim iyi bir örnek olacak, diğer eyaletler üzerinde de etkili olacaktı.

Hava şartlarının değiştirilmesi ile bir bölgede ki küçük bir değişim, başka bir yer de büyük bir değişim ve beklenmedik sonuçlar doğurabilir. Öyle şiddetli hava sistemleri yaratırsınız ki düşmanın savaş alanını terk etmesi ile sonuçlanabilir; düşman yolları ya da köprüleri kullanamaz hale gelir veya şartların üstesinden gelemez. Çünkü hava şartları çok ağırdır.

Hava şartlarını ekinlerini yok etmek için kullanabilir, yiyecek kaynağından mahrum bırakabilir, nüfusun dengesini bozabilirsiniz. ’ünkü insanlar acıkır ve acıktıkları zaman asabileşir ve çirkinleşebilirler ve olanlardan hoşlanmazlar.

Bu gereçle yapabileceğiniz o kadar çok farklı şey var ki! Hepsi çevre üzerinde nasıl kullanacağınız nasıl uygulayacağınıza bağlı.

General Electric Şirketinin, başlangıçta bulut tohumlama ile hava şartları kontrolü faaliyetlerindeki en büyük endişelerinden biri kendi avukatları tarafından dile getirilmişti: Şirket davalar karşısında güçsüz kalabilirdi. Çünkü iyi ya da kötü hava şartları oluşturmaya başlarlarsa Massachusetts’in alt kesiminde ya d Schenectady’de yaşayan halk, G.E.’nin ticari faaliyetini sonlandırabilecek birçok dava açabilirdi. Bu nedenle şirket avukatlarının hava kontrolüne verdikleri ilk cevap işi durdurmak, projeyi askeriyeye teslim etmek ve onların yapmasını istemek. G.E.’nin ise avukatları ile projeye danışmanlık yapmasıydı. Ayrıca belirli faaliyetleri tasarlamalarına ve önermelerine izin verilecekti ancak hiçbir şeye dokunmalarına veya uçaktan atmalarına izin verilmeyecekti.

ABD hükümeti, Vietnam Savaşı sırasında, hava şartları modifikasyon tekniklerini geliştirmişti. Ayrıca toprağı, ağaçları, kırları ve diğer bölgeleri kurutmak için Turuncu Etmen gibi zehirli kimyasalları salmada da kendini ilerletmişti.

Fakat bu ortaya çıkan teknolojidir ve teknolojinin yeterince ilerlediğini pratik olarak savaş alanının çevresinde kullanılıp yöneticileri ayartacak kadar geliştiğini gördüğünüzde ortaya çıkmış olur.

Demek istediğim en iyi gizli savaş çevrenin kendisini düşmana karşı kullanmaktır.

Askeri bir hikaye var, hem de oldukça yakın bir tarihten. Vietnam savaşı sırasında ABD ordusu Vietnam üzerinde esen mevsim rüzgarlarını kontrol edebileceklerini düşündü. Sadece birkaç üst düzey askeri danışman ve başkana, Ho Chi Minh Yolu üzerine yağmur yağdıracakları ve bu müdahale ile askeri avantaj sağlamaya çalışacakları bilgisini verdiler.

Çevreyi manipule etmek üzerine konuşuyorsak 1970’lerin ortalarında yapılmış anlaşmalar vardır; birinci madde olarak savaş silahı olarak kullanımını yasaklar. Böylece hava modifikasyonu meydana geldi. Fakat hava modifikasyonunun savaş amacı ile kullanılması ABD hükümeti için ve diğer ülkeler için kabul edilebilir değildi. Bu nedenle ENMOD Anlaşması ortaya çıktı. Mecliste kabul edilmesi ile ABD hükümeti tarafından imzalandı. Anlaşmanın imzalanmasının ve uygulanmasının nedeni savaşta hava modifikasyon tekniklerinin kullanılmasını yasaklıyor olmasıydı.

İmzaladığımız anlaşmaların neredeyse tamamı; çoğalmama, çoğalma karşıtı anlaşmalar da dahil, kimyasal anlaşmalar, bildiğiniz imzalanmış anlaşmalar son birkaç yıl önce belki son 10 yıl içerisinde imzalandı. Zaman geçiyor. Fakat anlaşmaların yurtiçi muafiyetleri vardı, çevre anlaşması da buna dahil. Kendi sınırlarınız içerisinde istediğinizi yapabilirsiniz. Demek istediğim, gezegenin bir bölgesinde havayı manipule etmeye başlıyorsunuz ve bu o kara parçası ile sınırlı kalmıyor. “Ah, evet, dur. Sınır burası, siyasi sınır burası” demiyor. Sınırları tanımıyor.

O zaman jeo fizikten ve gezegeni manipule etmekten bahsediyorsanız şunu sormalısınız; bu tür muafiyetlere izin verilmeli mi?

Meteoroloji ve askeriyenin çok uzun bir geçmişi var, dediğim gibi. Doğayı kendi çıkarınız için kullanarak geleneksel kuvvetinize – silahlı kuvvetlerinize birçok stratejik üstünlük sağlıyor.

Güneydoğu’da bir fırtına yaratmak istiyorlar ve Kuzey Pasifikte mühendislik faaliyetlerine başlıyorlar. Kimyasal izler orada başlayacaktır, çünkü vaktinden önce birkaç gün çalışma yapmak istiyorsunuz ki girdiniz az olsun. Ve bu çalışmayı birkaç gün boyunca yapıyorsunuz, beş günlük süre zarfında çok büyük sonuçlar elde edebilirsiniz.

Sistem girişinde küçük bir girdi ile çıkışta büyük sonuç. Kurallardan biri daima gelmekte olanla uyum içinde çalış. İlle de ona karşı çalışma.

Bir fırtınayı durdurabilirsiniz. HAARP ile bunu yapmak çok kolay. Polarizasyonu değiştirmeniz yeterli. Atmosferin iyonlaşmasını değiştirirsiniz ve fırtına dağılır.

Fırtınanın rotasını, jet akımının rotasını fırtınaların lokasyonlarını belirlemek suretiyle hava şartları şablonlarını direkt olarak etkilemeye başlayacak güneş ile ilgili olaylara müdahale etmiş olursunuz.

Yani iklim kontrolü ya da iklim kontrolü teşebbüsü ve hava şartları kontrolü çok geniş spektrumlu bir müdahaleye dayanır.

Şu da doğrudur ki iklimi önceden tahmin edebilirseniz, piyasaları da kontrol edebilirsiniz ve elinizde iyi bir bilgi varsa ya da iklim sisteminin neye dönüşeceğine dair biraz kontrolünüz varsa, tarım piyasalarına yatırım yapabilir ya da kendi şirketinizi kurabilir ve tarım faaliyetlerinde bulunabilirsiniz.

Sadece tarım da değil, sanırım ABD ekonomisinin %80’i hava şartlarına duyarlı durumda. Her türden iş dünyası, hava şartları ile ilgili değişimleri bilmek ya da işe yarar bazı bilgilere sahip olmak isteyecektir.

Hava şartlarından kar elde etmek, kesinlikle tamamen mümkündür. Jeo Mühendislik ürünleri ile birçok kontrol sağlanabilir.

Kaynak : Dünya Neden Zehirleniyor?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here